GİRİŞ
Bu çalışmamızda faiz kavramını hukuki yönden ele alıp faizin tanımı, çeşitleri, oranları ve faizin ne zaman işlemeye başlayacağı gibi temel konuları kısaca açıklamaya çalışacağız.
Faiz; kişinin, parasının elinde bulunmadığı dönemde bu parayı kullanamaması sebebiyle uğradığı zararın karşılığı olarak tanımlanabilir. Faiz alacağı, asıl alacaktan ayrı ve fakat ona bağlı bir yan edimdir. Asıl alacağın son bulması halinde faiz alacağı da son bulur. (TBK 131/1)
FAİZ ÇEŞİTLERİ
Bir miktar paradan faydalanmak ve onu nemalandırmak için bir başkasına ödünç verilmesi halinde, borçluda kaldığı süre boyunca işleyecek faize anapara (resülmal) faizi; bu paranın kararlaştırılan günde ödenmemesi sebebiyle ödeme gününden itibaren işleyecek faize gecikme (temerrüt) faizi denir.
Anaparaya işleyecek faizin oranı, bir sözleşme ile belirlenmişse akdi (sözleşmesel) faiz, eğer sözleşme ile belirlenmemişse yasal faizden söz edilir. Başka özel kanunlarda da faize ilişkin hükümler yer almakta ise de yasal faize ilişkin genel kanun 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’dur.
Ticari işlerde uygulanacak faize ticari faiz; ticari olmayan işlerde uygulanacak faize adi faiz denmektedir.
Yalnızca anaparaya faiz işletilmesi halinde basit faiz; belirli devreler halinde işlemiş faizin anaparaya dahil edilmesi halinde ise bileşik faiz söz konusudur.
FAİZ ORANLARI
3095 sayılı kanun 1. maddesine göre kanuni faiz oranı %12’dir ancak Cumhurbaşkanı (önceden bakanlar kurulu) bu oranı değiştirme yetkisine sahiptir ve bu oran bakanlar kurulunca 2005 yılında %9’a çekilmiştir; 21/05/2024 tarihinde ise Cumhurbaşkanı Kararı ile %24’e yükseltilmiştir.
Aynı Kanunun 2. maddesine göre temerrüt faiz oranı, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıysa kanuni (yasal) faiz oranı (%24) ile aynıdır. Şayet taraflar yasal faizin üzerinde akdi faiz oranı için anlaşmışlar ve fakat temerrüt faizi hususunda bir anlaşma yapmamışlarsa bu durumda işleyecek temerrüt faizi, akdi faiz oranından az olamaz. Örneğin yasal faiz %24 olmasına rağmen taraflar anapara faizini %30 olarak belirlemişler ve borçlu ödeme gününde borcunu ödememişse alacaklı, temerrüt faizi olarak da %30 isteyebilecektir.
TTK md. 8’e göre ticari işlerde faiz oranı taraflarca serbestçe belirlenir. Eğer taraflar sözleme ile belirlememiş ise 3095 sayılı kanunun 2. maddesine göre temerrüt faizi talep edeceklerdir ki bu oran da 1. maddeye atıfla %24’tür. Ancak 2. maddenin 2. fıkrasına göre TCMB’nin bir önceki yıl 31 aralıkta kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı 1. maddedeki orandan yani %24’ten fazla ise ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi olarak avans faizi talep edilebilir. Ayrıca TCMB’nin 30 Haziran günü belirlediği faiz oranı 31 Aralık’taki faiz oranından 5 puan veya daha fazla ise bu oran uygulanır.
Ticari olmayan işlerde sözleşme ile belirlenmemişse hem anapara faizi hem de temerrüt faizi %24’tür (3095 sayılı kanun md. 1 ve 2). Sözleşme ile belirlenmesinde ise TBK 88, anapara faizini, TBK 120 ise temerrüt faizini ele almaktadır. TBK 88’e göre anapara faizi sözleşme ile belirlenirse bu oran kanuni faizin %50 fazlasını aşamaz, yani şu an itibariyle %24’ün %50 fazlası %36’dan fazlası kararlaştırılamaz. TBK 120’ye göre ise temerrüt faizi sözleşme ile belirlenirken kanuni faizin %100 fazlasını aşamaz, yani %48’i geçemez. Eğer sözleşme ile bu sınırlar aşılmış olursa ilgili sözleşme hükmü tümden geçersiz sayılmaz; kanundaki sınırlar dahilinde geçerli sayılır.
FAİZ BAŞLANGICI
Temel kural; muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. (TBK 117/1)
Türk Ticaret Kanunu’nda da paralel bir düzenleme ile aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizinin, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. (TTK 10)
Bir borcun alacaklı tarafından talep edilebilir olması veya vadesi gelmiş olması durumlarında borcun muacceliyetinden söz edilir. Örneğin bir kira ilişkisinde aksine bir düzenleme yoksa her ay başında kira borcu muaccel hale gelir. Ancak muaccel hale gelen borca hemen faiz işlemez; önce borçlunun temerrüde düşmesi (mütemerrit olması) gerekir. Temerrüt ise yukarıda da bahsettiğimiz üzere gecikme demektir. Borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklı tarafından ihtar edilmesi gerekir. Fakat borcun ödeneceği gün taraflarca belirlenmişse o günün geçmesi ile borçlu temerrüde düşmüş sayılır, ayrıca ihtar edilmesine gerek yoktur. (TBK 117/2) Örneğin kira sözleşmesinde kiranın ne zaman ödeneceği açık bir şekilde yazılmışsa o günün geçmesi ile borçlu kiracı temerrüde düşmüş sayılır ve o günden itibaren temerrüt (gecikme) faizi işlemeye başlar.
Türk Borçlar Kanunu’na göre bir borç şu üç kaynaktan doğar; sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Haksız fiilden doğan borçlarda haksız fiilin işlendiği tarihte; sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu, temerrüde düşmüş sayılır ve dolayısıyla faiz de bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim (ihtar) şarttır. (TBK 117/2)
Faizin başlangıcı ile ilgili genel kuralları yukarıda belirttikten sonra çeşitli özel durumlarda yine özel kanunlarda belirtildiği şekilde farklı faiz başlangıç tarihleri olduğunu belirtmek isteriz. Örneğin Vergi Usul Kanunu’nda fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla ve yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihinden; diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi ile birlikte mükellefe red ve aide olunacağı düzenlenmiştir. (VUK 112/4)
Bir yanıt yazın